Başlığı gören herkesin içine şüphe düştü değil mi? Allah Allah kim bu düşman? Ne diyor bu adam yahu? Maalesef Televizyon. Gelin bir misalle anlatayım olayı.
Mankurt Efsanesi tarihin derinliklerinde Türk kavimlerine uygulanan bir işkence ve asimilasyon şekli olarak bilinmektedir. Bu efsaneye göre kafasına ıslak koyun derisi geçirilen kişi, güneşin altında günlerce bekletilmekte, ıslak deri yavaş yavaş kurumakta ve kişinin kafasına müthiş bir basınç yapmaktadır. Güneşin altında kafası gittikçe sıkılan kişi, yapılan işkencenin dayanılmaz tesiriyle kendisini, geçmişini, ideallerini ve şahsiyetini şekillendiren birçok değeri kaybetmektedir. Bu şekilde mankurtlaşanlar, şuuru kaybolmuş, yönlendirilmeye açık, kendi geçmişine ve benliğine hissiz, duygulardan yoksunlaşmış, sahibine şartsız olarak bağlı birer robot haline gelmektedir. Günümüzde de yapılan araştırmalar TV seyreden kişilerin, problem çözümünde daha başarısız ve psikolojik anlamda daha mutsuz olduğunu gösteriyor. TV bizi tembel, miskin, düşünmeyen, üretemeyen bir millet haline getirdi. Televizyon o kadar hayatımız içinde ki bir an bile başından ayrılamıyoruz. Hekimoğlu İsmail’in çok güzel bir sözü var bu konuda. Der ki: ”Bizde TV’li odadan TV’siz odaya gitmek hicret sayılır”. Hadi ebeveynler neyse desek ya çocuklar maalesef onlar da şuursuzca TV seyrediyor saatlerce. Hem de hiçbir program seçmeden önüne ne gelirse. İnternet çok zararlı dendi, güvenli internet sistemine geçilerek çok şükür internetin zararlarından kurtardık çocuklarımızı. Peki güvenli internet var da niçin güvenli TV yok? TV’de güvenli olsa çocuklarımızı, gençlerimizi TV’nin de zararlarından korusak. Nerden çıktı bu? TV’nin de güvenlisi mi olur diyeceksiniz. Herkes artık biliyor 25. Kare ve Subliminal reklamcılık yöntemleriyle çizgi filmler içerisinde çocuklarımıza nelerin empoze edilmeye çalışıldığını. Lütfen artık uyan Türkiye. Koynunda yılan besliyorsun, eğer tedbirini almazsan seni sessizce zehirleyip öldürecek. Basıver kumandanın düğmesine, kapatıver televizyonu. Sonra çek fişini, koy kutusuna at depoya yada günde bir saatten fazla seyretme. Oturun ailecek muhabbet edin, oyunlar oynayın, kitap okuyun beraberce, hik yeler anlatın birbirinize. İnanın gerçek mutluluk TV’siz hayatta. İlk on beş gün biraz zor geçecek günler ama sonrası mükemmel. Deneyin göreceksiniz.
TV’SİZ NİCE MUTLU GÜNLERE.
