+ 90 541 963 61 45       pdrmerkezi@pdrmerkezi.com      Pazartesi-Cumartesi: 10:00-18:00      Mevlana Mah. Şehit Ali Örnek Cad. No :14/B Talas / KAYSERİ    

Sizin için, Sizlerle...

Çocuk Ve Zararlı Alışkanlıklar

Bizden Haberler

Çocuk Ve Zararlı Alışkanlıklar
810

Çocuk Ve Zararlı Alışkanlıklar

Gençleri özenti ve merak yakıyor
Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyada zararlı madde kullanma yaşı gittikçe düşüyor. Bu maddeleri kullanma sebepleri arasında yüzde 43 ile özenti ve merak başta geliyor.
Dünya Sağlık Örgütü sağlığı, insan bedenindeki hastalık ya da zayıflık halinin olmaması şeklinde değil de tam bir fiziksel, ruhsal, toplumsal ve moral açısından iyilik hali olarak tanımlıyor. İnsanların yaşamları boyunca ruhsal sağlıklarının yerinde olması çok önemli. Ancak insan sağlığını bozan öyle zararlı alışkanlıklar var ki, çoğu zaman bunlardan dolayı sadece ferdin ruhsal ve fiziksel sağlığını bozmakla kalmaz, aile bütünlüğü de zarar görür. Evliliklerin yıkılması sonucunda, anne-baba sevgisinden yoksun, sorumluluk taşımayan, çevresi ile sağlıklı iletişim kuramayan nesillerin çoğalmasına neden olan bu alışkanlıklar, sigara, alkol, esrar, eroin, kokain ve benzeri maddeler.
Başlama yaşı gittikçe düşüyor
Uzman Dr. Süha Şen’in verdiği bilgilere göre, bu alışkanlıkların profiline bakıldığında başlama sebeplerinin başında yüzde 43 oranı ile özenti ve merak geliyor. Bunu, yüzde 36 ile arkadaş ve çevrenin etkisi, yüzde 16 ile aileden kaynaklanan problemler ve yüzde 5 oranı ile bunalım ve stres takip ediyor. Yaş gruplarına göre sınıflandırıldığında ise, 16-25 yaş arası kişiler yüzde 28 oranında, 26-35 yaş arası yüzde 22, 36-45 yaş arası yüzde 27 ve 45 yaş ve yukarısı kişiler yüzde 23 oranında zararlı madde kullanıyor.
Uyuşturucu, problemleri artırır
İnsan sağlığını bozan bu zararlı alışkanlıkların başlama yaşının çok genç olduğunu ve daha çok merak ve özenti ile başlandığının anlaşıldığını belirten Dr. Süha Şen, “Halk sağlığına, milli servetimize ve toplumun ahlakına, örf ve adetlerine sayısız zararlar veren bu alışkanlıklarla mücadelede öncelikle aileye ve okullarımıza hatta toplumdaki her meslek grubuna görevler düşüyor. Vücuda giren bir gram eroin beyindeki bir milyon hücreyi öldürüyor. Uyuşturucular birçok ateşli silahtan daha tahripkardır ve uyuşturucu kullanımının tek anlamı da gönüllü intihardır. İnsanın hayatındaki problemler uyuşturucularla çözülmez, bilakis artar. Problemler ancak akıl ve irade ile çözülür.” diyor.
Merak bile etmeyin
Gençlere, uyuşturucuları asla merak etmemelerini ve denemeye bile kalkışmamalarını öneren Dr. Şen, “Bir defacıktan ne olur demeyin, her cins uyuşturucu o bir defada insanı esir alır. Sonu belli olmayan acı ve üzüntülere kapı açar. Bir anlık keyif için bütün bir ömrü azap içinde geçirmeyin. Sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi için ailelerle beraber tüm meslek gruplarına, özellikle yazılı ve görsel basın yayın organlarına büyük görev düşüyor.” diye konuşuyor. 


Onun diliyle konuşun
Çocukların konuşmasında ve kelime hazinelerinin zenginleşmesinde en büyük rolü anne baba ve çevre oynuyor. Çocuğunuzun daha kolay anlaması ve konuşması için onunla yavaş ve anlayacağı şekilde cümleler kurarak konuşun.
Ailelerin en çok sevindiği ve unutamadığı anlardan birisi çocuklarının ilk söylediği kelimelerdir; ama birçok anne ve babanın sandığı gibi çocuğun erken veya geç konuşması onun zekasını göstermez. Bu tamamen çocuğun yapısı ve çevresiyle ilgilidir. Çocuk psikolojisi uzmanı Prof. Larry Ferson tarafından 2 bin çocuk üzerinde yapılan araştırmaya göre 12 aylık çocuklar ortalama 0 ile 50 arası kelime konuşurken 24 aylık çocukların bildiği kelime sayısı 50 ile 600 arasında. Yapılan bu araştırmalar çocukların kelime hazinelerinin zenginleşmesinde en büyük rolü anne babanın bilinçli yaklaşımı ve çevrenin oluşturduğunu gösteriyor. “Eğer bütün gün çocuğu televizyonun önüne bırakır, onunla yeterince konuşmazsanız çocuğunuzun konuşması elbette gecikecektir.” diyor Profesör Farley.
Çocukların konuşmasında ve kelime hazinelerinin zenginleşmesinde en büyük etken ailesi. Ailenin çocuğuyla konuşurken dikkat etmesi gereken bazı şeyler var. Çocuğunuz bir kelimeyi yanlış söylediğinde, örneğin şeftali yerine elma dediğinde kibarca onu “Elmayı istiyorsun.” şeklinde düzeltin. “Bu şeftali değil, elma.” gibi emrivaki konuşmayın. Yavaş konuşun ve onun anlayacağı şekilde cümleler kurun. Birçok aile çok hızlı ve karışık konuşur. Bu, çocuğun anlamasını zorlaştıracaktır. Unutmayın, dil öğrenilirken önce anlama gerçekleşir, onun ardından konuşma gelir.
Televizyon izlemesini sınırlayın
Çocuğunuzla onun hayal gücünü çalıştıracak ve konuşmaya teşvik edecek oyunlar oynayın. Televizyon izlemesine sinir getirin. Televizyon başında geçirilen zaman günde bir veya iki saatten az olmalı. Çünkü çocuk televizyon izlerken hayal gücünü çalıştıramayacaktır. Çocuğunuz bütün bunlara rağmen konuşamıyorsa paniğe kapılmayın. Eğer sizi duyuyor ve konuştuğunuzu anlıyorsa sorun yok demektir.

Televizyon sinsi eğlence
Çocukların aşırı televizyon izlemesi ve bunun sonucunda tavırlarının değişmesi bütün dünyada ailelerin içinden çıkamadıkları temel problemlerden belki de en başında geliyor. Kimi aileler çocuklarının televizyon önünde gereğinden fazla vakit geçirmesinden bahseder, kimi aile, çocuklarının hırçınlaşmasını ve şiddete eğiliminin artmasını şaşkınlıkla seyreder, “Bu çocuk ailemizde kime çekmiş acaba” diye düşünürler. Televizyonda özellikle içeriği uygun olmayan programları aşırı izlemek ve ebeveyn kontrolünün eksikliği çocukları olumsuz yönde etkiliyor. Çocukların iletişim dünyasında sağlıklı bir şekilde yetişmesi için ailelerin bazı hususlara dikkat etmesi gerekiyor. Çocuk gelişim uzmanlarının bu konudaki bazı önerileri şöyle:
Çocuğunuzun günde 2 saatten fazla televizyon izlemesine (video ve oyunları dahil) izin vermeyin. Onu, izlediği TV miktarınca kitap okuması konusunda teşvik edin. Yemek, ödev ve oyun zamanlarında TV’nizi kapatın.
Çocuğunuzun yaşına ve gelişimine uygun programları seçin ve seçtiğiniz program bitince TV’yi kapatın. TV’ye ayırdığı zamanı nasıl kullanacağını beraber planlayın. Beraber Tv izleyin ve izlediği program hakkında onunla konuşun. Eğer bunu yapamıyorsanız, en azından onun ne izlediğini bilin. Çocuğunuza izlediği ve duyduğu şeyleri sorgulamasını öğretin. Haber ve diğer yetişkinler için olan programları o yokken izleyin. Aile değerlerine saygılı programları izleyin. Kendiniz ne kadar TV izlediğinizi denetleyin ve çocuğunuz etraftayken ne izlediğiniz konusunda hassas olun.
Şiddet sahnelerinin aslını anlatın
TV’deki şiddet, çocukların kendilerini, dünyayı ve diğer insanları görüp tanımalarını etkiliyor. Çocuklar TV’de şiddet içeren programlar izledikleri ölçüde daha anlayışsız, başka insanların acı ve dertlerine karşı daha duyarsız olur ve çevrelerindeki dünyadan daha fazla korkarlar. Uzmanlar da, şiddete tanık olmanın ve izlemenin çocukların sağlığı üzerinde ömür boyu devam edecek zararlı etkileri olduğu konusunda anne ve babaları uyarıyor ve şu tavsiyelerde bulunuyorlar:
Çocuklarınızla beraber TV izleyin ve karşınıza çıkan şiddeti beraber değerlendirin. Böylece TV’deki şiddet hakkında daha bilinçli olmasını sağlamış olursunuz. Çocuklarınıza TV’de izledikleri şiddet sahnelerinin gerçek olmadığına, bilgisayar ve değişik tekniklerle gerçek gibi gösterildiğine işaret edin. Şiddet sahnelerinin sonuçlarını çocuklarınızla tartışın. Çocuğunuzun TV’deki hikayelere şiddet, içermeyen çözümler üretmesini sağlayın. Ve şiddetin sorunlar karşısında nasıl çabuk ama kabul edilemez çözümler getirdiğini tartışın.
Reklamlar kandırmasın
Televizyon yayıncılığı ticari amaçlarla yapıldığı için, yayınlanan programların masrafları en gözde programların arasına sıkıştırılan reklamlardan çıkarılır. Kablolu TV’ler hariç televizyon izlemenin ücretsiz olduğu sanılsa da reklamı yapılan ürünler satın alındıkça farkında olmadan ödeme yapılıyor aslında. Çocuğunuzun reklamlardan etkilenmemesi için; reklamları beraber izleyin ve insanları nasıl etkileyebileceğini tartışın. Çocuklarınıza reklamların tartışılmaz doğrular olmadığını açıklayın. Ürün satan firmaların bazen çok abartılı ve gerçeği tam yansıtmayan reklamlar yaptığını söyleyin. Reklamlarını izlediğiniz ürünlerden bazılarını satın alın ve çocuğunuzla beraber Tv’nin karşına oturup o ürün hakkındaki reklamı birkaç defa tekrar izleyin. Çocuğunuza, reklamların oyuncakları nasıl daha cazip ve heyecanlı gösterdiğini izah edin. Reklamını izlediğiniz gıda mamullerini satın almadan önce besin değerlerini inceleyin ve çocuğunuza da bunu açıklayın. Çocuğunuza alış veriş gücünü en etkili şekilde nasıl kullanabileceği konusunda yardımcı olun. Eğer reklam veren firmalar aile değerlerinize saygılı davranmıyorlarsa ve verdikleri sözleri tutmuyorlarsa o ürünü almayın. Altı yaşından küçük çocukların büyük bir kısmı reklamların amacının ürün satmak olduğunu bilmezler ve günde dört saatten fazla TV izleyen çocuklar, izledikleri reklamların doğruluğuna daha fazla inanırlar.
 


Etiketler: psikolog pedagog çocuk zararlı alışkanlıklar çocuk gelişimi danışmanlık

PDR Merkezi

Sosyal Medya